Çanakkale Zaferi

Türk ve Dünya tarihi hakkında bildiklerinizi yada merak ettiklerinizi bu bölümde tartışabilirsiniz.

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen EdraEslem » Sal, 29 Eyl 2009 - 21:57:48

Resim



bu resmi de ilk gördüğümde ağlamıştım...Ama ağlamak yetiyor mu acaba? :cry: :cry: :cry: :cry:
Ah bu edra size nasıl bakar yarın mahşerde...
gülmelerimde ağladığınız gayretlendiğiniz anı unuttum ben :cry: :cry: :cry: :cry:
EdraEslem
Beylerbeyi
Beylerbeyi
 
Mesajlar: 2489

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen FarukEnes » Sal, 29 Eyl 2009 - 22:03:30

gerçekten bu güzel paylaşım için çok teşekkürler geçmişimizin en duygulu sayfalarından biri olan çanakkalemizi bir daha hatırlamış olduk.
Her Nefes ALLAHIN Bir Lütfu...
Kullanıcı avatarı
FarukEnes
Sancak Beyi
Sancak Beyi
 
Mesajlar: 1505

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen LoRy » Çrş, 14 Eki 2009 - 21:10:49

Ne zorluklarla kuruldu bu vatan be...Eline sağlık..
Resim
Kullanıcı avatarı
LoRy
Sancak Beyi
Sancak Beyi
 
Mesajlar: 1629

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen Berin » Çrş, 14 Eki 2009 - 21:31:47

Çanakkale; maneviyat,teslimiyet, fedakarlık.... onca zor şartlara rağmen kazanılmış büyük bir zafer, Rabbim layık olabilmeyi nasip etsin
Edra kardeş paylaşım için Allah razı olsun
Resim


imza için nihal kardeşime teşekkürler
Kullanıcı avatarı
Berin
Silahtar
Silahtar
 
Mesajlar: 1446

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen adanafen » Prş, 12 Kas 2009 - 20:00:15

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' :evil:
Zalim beni söyletme derûnumda neler var
Kullanıcı avatarı
adanafen
Sipahi
Sipahi
 
Mesajlar: 169

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen ibrahim86 » Sal, 24 Kas 2009 - 23:30:13

süper bi paylaşım emegine saglık... :lol:
kafam kadar güzelmisin.....falan filan
Kullanıcı avatarı
ibrahim86
Kethüda
Kethüda
 
Mesajlar: 264

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen SevdaliyizBiz » Sal, 01 Ara 2009 - 12:27:58

250 bin sehidimizin yattigi canakkaleye gideniniz varmi hic?
Ben bu sene ikinci kez gittim. Bizi müthis bir rehber abi gezdirdi.. Ismail abi.. belki duyanlar olmustur. Ne müthisti ama.. anlatirken sanki savasi yasadi, hem agladi hem aglatti..
Savas bittikten sonra öyle seyler dönmüski "bizim topragimizda" kimsenin ruhu duymamis(!) duyacak gibi olanlar hem kulaklarini kapatmislar hem olanlara izin vermisler (!) Insan bu duyduklarndan sonra kendine su soruyu sormadan edemiyor hani: Aceba canakkale gercekten gecilmedimi?
Ben cevaplayayim size arkadaslarim. 1. Gecilmedi. Etten duvar örüldü, oluk oluk kan akti, mehmetcigimiz gövdesini siper etti, ama gavur cizmesini gecirmedi. Cümlemi düzeltiyorum BEDENEN GECIRMEDI-
2. Ruhen, gavuruda girdi, ermeniside girdi, yahudiside girdi.. Ve bizden cok sahip cikip, resmen at kosturdular topraklarimizda
Simdi gidin canakkaleye.. Ilk sehitlerimizin mezarliginin oldugu tepeye cikin. Ne göreceksiniz biliyormusunuz? Yiginla bos bira siseleri... Gidin güzergahlara, toplu halde Allahin huzuruna cikildigi yerlere bakin, bir iki sene öncesine kadar oralarda ayin, fuhus ve ahlaksizligin her cesidinin yapildigini göreceksiniz... Yada gezin tüm canakkaleyi, ingilizin fransizin abidelerinin yapilis tarihlerine ve saglamligina bakin.. sonra dönün birde bizimkine bakin.. ingilizler hemen hemen bütün mezarliklarini ve o mezarliklarda kimin yattigini adiyla saiyla bilirken(asagi yukari 8bin) biz sadece 10 SEHIDIMIZIN adiyla nerede yattigini biliyoruz... Durumun ne kadar vahim oldugunu anlayabiliyormusunuz arkadaslari :x :x :x
Dünya onlarin olsun,Ahiret bize yetmezmi?
Kullanıcı avatarı
SevdaliyizBiz
Yeniçeri
Yeniçeri
 
Mesajlar: 53

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen halimebenar » Sal, 22 Ara 2009 - 11:20:02

o kadar cok vardir ki say say bitmez...
Resim
Kullanıcı avatarı
halimebenar
Sipahi
Sipahi
 
Mesajlar: 116

Re: Çanakkale savaşının gün yüzüne çıkmayan görüntüleri

Mesajgönderen Asya » Pzt, 18 Oca 2010 - 20:00:05

Orada yaşananlar gerçekten büyük bir destan...
Söz bazen biter; Allah der, nokta koyarsın...!
Kullanıcı avatarı
Asya
Gülcemal Sultan
Gülcemal Sultan
 
Mesajlar: 19419

Çanakkale Bir Destandır

Mesajgönderen nihal » Cmt, 06 Mar 2010 - 18:09:40

Çanakkale Bir Destandır

Çanakkale Zaferi yokluk ve yoksulluk döneminin başarısıdır. Maddi ve siyasi açıdan Devlet’in tıkandığı bir dönemde meydana gelmiştir. Maddi imkanların, neredeyse tabana vurduğu, düşmanların ise çok güçlü bulunduğu bir savaştır.

Bu gerçeğe rağmen, Çanakkale savaşları, nasıl zaferimizle sonuçlandı?
Bu zaferin bir tek doğru izahı vardır. O da “mehmetçiğin imanı”dır.
“Ölürsem şehit, kalırsam gazi!” dedirten iman, askerimizi kahramanlaştırmıştır.
Kana, kine ve inanılamaz bir ateş sağanağına rağmen, mehmetçik, adının ilham ettiği imanı hiç unutmamış, bir gül bahçesine girercesine şehadete koşmuştur.
Yine bu imanladır ki, fedakarlığın her türlüsüne, açlığa, yara bere ile yaşamaya sabırla katlanmış, yılmamış, yıkılmamıştır. Mehmetçiği ayakta tutan güç, düşmanlarını şaşkına çevirmiştir. Zira böylesine bir direnci onlar düşünmek değil, hayal bile edememişlerdi...
Düşman cephe, her ihtimali hesaba katmıştı ama imanın kahramanlaştırma derecesini bilememişti...
Ateş püsküren çeliğe karşı, Mehmetçik, iman dolu göğsünü siper etmişti.
Hem de onca kan, kin ve acımasızlığa karşı, insanlığından birşey kaybetmiyor, düşmanının seviyesizliğine asla düşmüyordu. Savaşa da güzellik getiriyordu. Hastaya, hastahaneye, silahsıza, teslim olana ateş etmiyor, esire misafir muamelesi yapıyordu.
İmanından kaynaklanan merhameti öyle coşkundu ki, onu “tek dişi kalmış medeniyetin” acımasızlığı bile söndüremedi. Mehmetçiğin merhametinden düşmanı da yararlandı. Kendisini tehlikeye atarak, yaralı düşmanını sırtlayıp, siperine götürdü.
Mehmetçik Çanakkale’de binlerce insanlık dersi verdi. Daha aradan bir asır bile geçmeden, bırakın düşmanlarını; dostları, hatta çocukları ve torunları dahi, o insanlık örneklerine yabancılaştı.
Şimdi, Mehmetçiğin Çanakkale’de yaşadığı insanlığa bütün dünya muhtaçtır. Çünkü, açık ve örtülü savaşlarda yine acımazıslıklar, sömürüler, bencillikler yaşanıyor. Yine insanlar, küçük çıkarlar uğruna açlığa ve ölüme terkediliyor. Özellikle de Müslümanlar, yine dünyanın her yerinde, kana, gözyaşına, acıya boğuluyor.


Çanakkale’de Mehmetçiğin sergilediği insanlığı, samimi olarak yaşatacak bir imana şiddetle ve çok acele ihtiyaç vardır. Bu imanı yaşayarak, dünyada insanlığın, sevginin, hoşgörünün hala var olduğuna insanları inandırmak gerekiyor. Aksi halde, zayıfın ezilip sömürüldüğü, zenginin daha da zenginleştiği bir maddeci zihniyet, çölleşmedik gönül bırakmayacaktır.


Dünyayı yeniden ve bir daha, merhametle, vicdanla, sevgiyle, şefkatle kim tanıştıracak. Bu insanlık görevi herkesten önce, Çanakkale dehşetinde bu güzellikleri yaşayanların torunlarına düşer.
Yani bize, size, hepimize düşen ve alternatif olmayan bir görevdir bu...
İnsanlık, ya yeniden ve bir daha kendine gelecek, yaratılış gayesini hatırlayıp, dünyaya yaşanılacak bir hayatı gösterecektir, ya da gelişini hızlandırdığı kıyameti bekleyecektir...
Mehmetçiğin güzelliklerinin kaynağı yüreğindeki imandı. O, imanın doğru adreste aranması gerektiğini de adıyla, bütün aleme göstermekteydi. Çünkü o, MEHMETÇİK idi... Adı sahibinin güzelliklerine talipti. Bütün imkansızlığına, çaresizliğine ve bilgi eksikliğine rağmen, güzelliğin adresini biliyordu.
Kaynaktan kopmamıştı.... Güzellik kaynağından uzaklaşmamıştı. Gönlü, GÜZELLER GÜZELİ’ndeydi...
Bu millet, onu o kadar çok seviyordu ki, bu muhabbetle O’nun adını askerine ad olarak almıştı. Böylece dünyada, Peygamberinin adı kendisinde ad olan tek ordu olmuştu...
Hem de bu adı alışta, benzersiz bir incelik göstermiş, asla O’nun gibi olamayacağını bilmenin ve aşkının derinliğini göstermenin idraki içinde, Muhammed’i Mehmed’e çevirmiş, onu da küçülterek askerine isim yapmıştır.
İşte Çanakkale, bu askerin zaferidir…
Çanakkale’yi diğer zaferlerimizden ayıran bir üstünlüğü de, Osmanlı’nın son döneminde, daha doğrusu, çöküşü sırasında kazanılmış olmasıdır.
Bu zafer, çöktü, bitti, öldü denildiği zamanda bile, Osmanlı insanının ne olduğunu bir kez daha bütün dünyaya göstermiştir. Osmanlı insanını, bütün olumsuzluklara rağmen güçlü ve üstün kılan İslam imanını dosta, düşmana tanıtmıştır.
O günden sonra, düşmanlarımızın asıl hedefi, imanımız olmuştur. Çünkü onlar da iyice anlamışlardır ki, yüreklerde bu iman olduğu sürece, bu millet ne sürü olur, ne de sömürülür...
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu bütün darboğazların sebebi, bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaşmamızdır. Çanakkale’den aldıkları dersle düşmanlarımız neremize vuracaklarını öğrenmişlerdir. Biz ise, tam tersine bir tembellik ve gaflet içine düşüp, sürekli düşman oyunlarına gelmişiz...
İşin en acı yanı da, maddi ve manevi varlığımızı borçlu olduğumuz İslam İmanı ve onun kazandırdığı ahlaktan uzaklaşmış olmamızdır.
İslam imanından uzaklaşmak demek, sahip olduğumuz temel hayat damarını koparmak demektir.
Çünkü bu millet, bin senedir, sahip olduğu bütün güzellikleri o imana borçludur. Bütün kahramanlığını, güzel ahlakını, sevgisini, o imandan ve o imanın en yüksek temsilcisi olan GÜZELLER GÜZELİ’nden almıştır.
Bu gerçeği görenler, bu milleti zayıflatmak ve yenmek için, doğrudan doğruya her vesile ve vasıta ile imana saldırmaktadırlar. Bu konuda netice almak için her yolu, daha doğrusu her yolsuzluğu deniyorlar... İlmi gerçekleri saptırıyorlar, tarihi tahrif ediyorlar, güncel olayları tersine çeviriyorlar...
Bütün mesele, İslam’la güçlenmiş, kahramanlaşmış olan bu milleti, tarih sahnesinden silmektir. Çanakkale’de çok ümitlendiler.
Maddi sebeplere, silah ve asker üstünlüğüne, Osmanlı’nın askeri ve bürokratik çözülmesine bakınca da, hemen harekete geçtiler. Ancak, Mehmetçik bütün bu olumsuzlukları tersine çevirircesine şahlandı...
Bu şahlanış, bütün planları, entrikaları, ince ayar hesapları altüst etti...
1916 yılının şartları 2 yıl sonra değişti. Çünkü Mehmetçik elinden geleni, hatta gelmemesi gerekeni de, Allah’ın izniyle yapmıştı. Ancak, askeri ve sivil bürokrasi, kendisinden ve silah arkadaşlarından kaynaklanan sebeplerle çaresiz kaldı ve Devlet çöktü. Ama Mehmetçik çökmemişti.
Zira, hala aynı imanın sahibiydi mehmetçikler...
Şimdi artık düşülen yerden kalkmanın günüydü. Tekrar, yegane gücümüz olan Mehmetçiğe iş düştü. Bu defa bütün millet, 7’den 70’e Mehmetçik’ti... Yeni savaşın adı, İSTİKLAL SAVAŞI idi.
İstiklal, bağımsızlık demekti. Daha iki asır önce dünyaya bağımsızlık armağan eden Devlet, şimdi son vatan parçasında kendi bağımsızlığını kurtarmaya çalışıyordu.
Yine imkansızlık vardı...
Yine düşman çoktu ve güçlüydü.
Biraz yorgun ve yaralı da olsa, yine karşılarında kahraman Mehmetçik vardı. İstiklal Savaşı, Çanakkale’nin verdiği tecrübe ve moralle kazanıldı. Mustafa Kemal’den Ali Çavuş’a kadar, aynı kadro, bir daha cephede saf tuttu.
Çanakkale, hem Balkan savaşlarındaki acı yenilgimizin hüznünü giderdi, hem de İstiklal Savaşımıza güç verdi.
Söylemesi biraz zordur ama, Çanakkale Zaferi, günümüzdeki olumsuzluklardan bile sorumludur. Çünkü Çanakkale, sekiz buçuk ay içinde, ülkemizin en iyi yetişmiş, en kaliteli insanlarını, gelecek vaadeden parlak gençlerini de alıp götürmüştür. Zira Çanakkale bir subay savaşı olmuştur. İstanbul’un ve Anadolu’nun en seçkin liselerinin öğrencileri, gönüllü olarak Mehmetçiğin imdadına koşmuş ve büyük bölümüyle de burada Mehmetçik olarak şehit olmuşlardır.
En kaliteli insanımızın Çanakkale’de dünyasını değişmesi, günümüze kadar uzayıp gelen bir kahtı ricale (adam kıtlığı) sebep olmuştur.
Bununla beraber, Çanakkale, milletimizin hafızasına kazınmıştır. Hatıralarının en canlısı ve etkilisi olarak, ibretlerle dolu durmaktadır.
Çünkü, neredeyse her iki evden biri Çanakkale’ye evladını göndermiştir. Hem de Çanakkale’de, bugün çok muhtaç olduğumuz müthiş bir birlik ve beraberlik yaşamışızdır. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Adana’ya, Samsun’dan Selanik’e, Gaziantep’ten Tunceli’ye, Kahramanmaraş’tan Diyarbakır’a, Medine’den Bağdat’a, Kudüs’ten Trablusgarb’a, Üsküp’ten Saraybosna’ya kadar bütün İmparatorluk coğrafyasından insanımız, yanyana, omuz omuza düşmana karşı durmuşlardır.
Bu birlik gönül birliği idi, iman birliği idi, din kardeşliğinin verdiği beraberlik idi...
Şimdi, son vatan parçası olan Anadolu’da bile, bir avuç insan Çanakkale’deki birlik ve beraberliği gösteremiyorsa, burada biraz durup düşünmek gerekmez mi? Evet, bu noktada durup düşünmek ve “Acaba, biz nerede yanlış yapıyoruz?” diye kendimizi hesaba çekmek icap etmez mi?
Çanakkale’nin o zor ve çetin günlerinde var olup da bugün kaybettiğimiz ruh, nasıl bir şeydi?
O ruhu, yani Çanakkale heyecanını yeniden bulmak, birçok şeyi bulmamız anlamına gelecektir.
İnanıyoruz ki yeniden Çanakkale ruhunu kazanırsak, bir daha Kuvayı Milliye aşkını yakalarsak, maddeten ve manen çok güçleneceğiz, önümüz açılacak ve biz, bir kez daha dünyaya insanlık nedir gösterebileceğiz.
Ümitsiz değiliz…
O güzel insanlara ve hatıralarına layık olmaya çalışıyoruz.
Onları anlayan, seven ve yollarını yol bilen güzel gençler yetişiyor.
O güzel gençlere, erkeğiyle kızıyla, güneylisiyle, kuzeylisiyle, doğulusuyla, batılısıyla, hepsine sevgiler, saygılar sunuyorum.

vehbi vakkasoğlu
"Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım"

Cahit Zarifoğlu
Kullanıcı avatarı
nihal
Beylerbeyi
Beylerbeyi
 
Mesajlar: 3385

'Türkiye İçin Tarih Yeniden Yazildi'

Mesajgönderen tugbayigit » Çrş, 17 Mar 2010 - 20:42:12

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan Çanakkale Zaferi’nin 95.yıldönümü ve Şehitler Günü nedeni ile bir mesaj yayımladı. 18 Mart'ın Türk tarihinin kırılma noktalarından biri olduğunu vurgulayan Rektör Okudan'ın mesajı şöyle;"Türk tarihinin kırılma noktalarından biri olan Çanakkale Savaşı, aynı zamanda bir milletin büyük haksızlıklar karşısında büyük olanaksızlıklara rağmen ortak gayret ve irade ile her zaman bir çıkış yolu bulabileceğinin en güzel örneğidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde bir milletin özverili ve yüksek insani değerler ile donatılmış bütün yurttaşlarının ulaştığı bu eşsiz başarı, ülkemizin gerektiğinde neler yapabildiğinin en güzel göstergesi ve yapabileceklerinin de ilham kaynağıdır.

Hiç şüphesiz bu olağanüstü başarı ile tarih Türkiye için yeniden yazılmış, diğer yandan ülkemizin iyi yetişmiş, eğitimli ve gelecek vadeden genç nüfusu da bu savaşla birlikte büyük bir kayba uğramıştır. Ülkemiz, bugün yetiştirdiği cesur, eğitimli ve çağdaş gençliği ile bundan sonra da tarih yazacak başarılar edecektir. Bu duyguları sadece 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü’nde değil her an yüreklerimizin en derin köşesinde hissettiğimizi belirtir, ziz şehitlerimizin hatıraları önünde saygı ile eğilirken, Onları bir kez daha rahmetle yad ederiz."
Kullanıcı avatarı
tugbayigit
Beylerbeyi
Beylerbeyi
 
Mesajlar: 7660

Re: 'Türkiye için tarih yeniden yazildi'

Mesajgönderen YusufKizil » Çrş, 17 Mar 2010 - 23:32:46

çok doğru demiş prof sonun kadar haklıdır tarihi biz yeniden yazdık çanakkalede ANLAYANA....
Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece...
Kullanıcı avatarı
YusufKizil
Beylerbeyi
Beylerbeyi
 
Mesajlar: 6445

Esir Düşen Subayın Şaşırdığı An!

Mesajgönderen Karlidag » Cum, 23 Nis 2010 - 14:14:04

Savaştan 30 yıl sonra geldiği Türkiye'de misafir olduğu evde duvara asılı resmi görünce bir hayli şaşırır çünkü...

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Muhammet Erat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çanakkale Kara Savaşları sırasında çok ilginç olayların yaşandığını söyledi.

Bu ilginç olaylardan birinin, savaşın bitmesinden yaklaşık 30 yıl sonra, Çanakkale'yi ziyaret etmek isteyen bir subayın anlatımıyla ortaya çıktığını dile getiren Erat, ''Bu subay, eski Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tekin Arıburun'un babası 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey'in esir aldığı subaylardan birisidir. Arıburun, savaştan 30 yıl sonra da bu subayı tesadüfen misafir etmiştir'' dedi.

1945 yılında eşiyle birlikte Çanakkale'deki savaş alanlarını gezmeye gelen Avustralyalı subayın, o yıllarda savaş alanlarının yasak bölge olması dolayısıyla, izin almak için Genelkurmay Başkanlığına müracaat ettiğini ve kendisine, Hüseyin Avni Bey'in oğlu Arıburun'un yardımcı olduğunu belirterek, ''Tekin Arıburun, o günlerde Genelkurmay Başkanlığında Hava Dairesi Komutanıdır, aileye 3 gün izin alır. Arıburun, Avustralyalı aileye, Çanakkale'yi gezdikten sonra Ankara'da evinde onları misafir etmek istediğini söyler'' diye konuştu.

DUVARDAKİ RESİM, AVUSTRALYALI SUBAYI ŞAŞIRTTI

Tekin Arıburun'un, babası şehit düştüğünde 8 yaşlarında olduğunu kaydeden Erat, Avustralyalı subayın, Paşanın evine konuk olmasıyla yaşanan olayı şöyle aktardı:

''Anzak subayı, 3 gün sonra eşi ile Çanakkale'den Ankara'ya döner. Tekin Paşa onları karşılar ve evine götürür. Misafirleri salondayken ikramda bulunmak üzere mutfağa gider. Her şeyden habersiz olan Tekin Paşa, salondan İngilizce 'Bu komutan bizi esir almıştı' cümlesini duyar. Duvarda babasının üniformalı resmi bulunmaktadır. Tekin Paşa, 30 yıldır babasının arkadaşlarından savaşta yaşananları dinlemektedir:

'Çıkarmadan sonra esir alınan iki Anzak subayı 57. Alay Komutanı Avni Bey'in çadırına getirilir, tir tir titremektedirler. Alay Komutanı bilgi alabilmek için onlara ikramda bulunur. Onların üzerinden tabanca, dürbün, İncil gibi eşyaları alınır, başka hediyeler verilir. Titremeleri yine de devam etmektedir.'

Bu anlatılan hatıralar Tekin Paşa'da canlanır. Hemen salonda bulunan bir dolaptan fildişi kaplı İncil'i, tabancayı ve dürbünü çıkarır.

Misafir, eşyalarını görünce şaşırır. Tekin Paşa 'Babamın çadırında neden saatlerce tir tir titrediniz' diye sorar. Misafir subay, 'Bakın bugün hayattayım. Diğer arkadaşım da Avustralya'da yaşamaktadır. Babanız bize misafir gibi muamelede bulundu. Bugünümüzü ona borçluyuz. Çadırında bu asil muameleden sonra hicap duydum, bizzat babanıza söyleyemedim, fakat bizi esir alanlara işaretle anlatmıştım. Şimdi size burada anlatıyorum. Çıkarmadan bir gün önce Limni Adası'nda bizlere hitap eden ordu komutanı 'Sakın Türklere esir düşmeyin, ölene kadar çarpışın. Türkler yamyamdır, sizi yerler' dedi. Bizler de, o gün çadırda yeneceğimiz saatleri bekliyorduk. Ancak, Türklerle harp etmekle asil bir milleti yakından tanımış ve vatanları için ne büyük fedakarlıklara katlandıklarını görmüştük.''

Erat, anlatılan olayın Türk askerinin savaş kurallarına bağlı ve hoşgörülü olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.

Resim

:arrow: http://www.samanyoluhaber.com/h_411031_ ... gi-an.html
Resim

Iletisim icin: karli.dagim@gmail.com
Kullanıcı avatarı
Karlidag
Enderun Ağası
Enderun Ağası
 
Mesajlar: 4366

Re: Esir Düşen Subayın Şaşırdığı An !

Mesajgönderen Asya » Cum, 23 Nis 2010 - 14:31:29

Osmanlının mütevaziliği, samimiyeti, insanlığı savaş sırasında esir düşen askerlere gösterdikleri insanca muamele etmeleri dini bütün bir millet olmalarından ileri geliyordu ...

Tabi temelinde güzel dinimiz Allah korkusu ve en önemliside imanlarının tam olması diye düşünüyorum...

Savaş sırasında gerçekten düşmanlar askerlerini korkutup askerlerimiz hakkında akılalmaz iftiralarda bulundular...

Ama esir düşen askerler bunun ne kadar yanlış olduğunu anlamışlardı günümüzde tarih kitaplarında her zaman anlatılır...

Onlarla ne kadar teşekkür etsek az... :D

Bu zamanda darbe planları gün yüzüne çıkarken ecdadımızın kemikleri sızlıyordur.Bunu yapanlar açıp tarihimizi

okumamış olacakki böyle davranma hakkını kendilerinde buluyorlar gerçekten yazıklar olsun öyle vatan hainlerine :twisted: :twisted:
Söz bazen biter; Allah der, nokta koyarsın...!
Kullanıcı avatarı
Asya
Gülcemal Sultan
Gülcemal Sultan
 
Mesajlar: 19419

Re: Esir Düşen Subayın Şaşırdığı An !

Mesajgönderen doktorsalih » Cmt, 24 Nis 2010 - 18:25:12

Böyle Atalarımızın koruduğu ve düşmana çiğnetmediği güzel Türkiyemiz de yaşıyoruz. Allah ecdadımızdan razı olsun. Ve bizleri de bu yüce ruhu bilen ve onlara yaraşır şekilde yaşamayı, onlar gibi vatanı milleti dini korumayı nasip etsin.
NAMAZINI KILDIN MI?

Resim
طَبِيب صالح سارت
Kullanıcı avatarı
doktorsalih
Silahtar
Silahtar
 
Mesajlar: 1256

ÖncekiSonraki

Dön Tarih Şuuru



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok