Biz bunlardan sadece iki ve üçüyle, O güllerin Sultanı Efendimizi 2-3 aylık süreçte katılımcı yarışmacılarımızla, Onun için getirilen Salavat-ı Şerifelerle ve indirmeye çalışılan hatimlerle bir şekilde yad etmeye çalıştık. Ancak bunları bizim hayatımız için bir mihenk taşı varsayıp, Efendimizi hergünden daha fayla severek ve yad ederek geçirmemize vesile kılması için çaba gösterdik.
Bizler site yöneticileri olarak, yapılan bu hayırlı, gayretli ve samimane çalışmları kendimiz için belki birer kurtuluş vesikası kabul edip Rabbi rahimimizin karşına kim bilir bunlarla çıkacağız.
Çok heyecanlı ve bir o kadar da çekişmeli geçen yarışmalarımızda elbette bir birinci olacak. Ancak bizler medeni cesaret gösterip yarışmamıza katılan tüm iştirakçilerimizi birinci kabul ediyor. Manevi haseneleri inşeallah, ahiret adına ümit ediyoruz hesaplarına yatmıştır.
Yarışmalarımız bilindiği üzere 4 kategoriden oluşmaktaydı...
Güllerin Efendisine Şiir Yarışması Birincisi (740 Puan),
ABDURRAHMAN KENDİRCİ
NAAT
(Kalbi, kalemi ve aşkı Yaradan’ın adıyla…
Bir arzuhaldir güneşin gurubundan
İkindi vakti gelen Sevgili’ye…)
Ey Sevgili!
Sana nasıl anlatabilsem Efendim.
Hangi dil tercüman olur hissiyatıma,
Bir Süleyman değilim ki,
Hüdhüd’le konuşup haber göndereyim,
Kardeşlerin seni bekler, seni özler diyeyim…
Ey Sevgili!
Asırlar oldu sen gideli,
Nice mevsimler tükettik sensiz,
Sensiz nice yangınlar geçirdik,
Öldük, öldük, dirildik.
Gözlerimiz ufuklarda yollarını bekledik.
Hasretimizden mevlitler besteledik,
Aşina olasın diye, salât-ü selamlar gönderdik,
İzinden yürüsün diye kulaklarına Ahmet üfledik,
Adlarını Mahmud, Muhammed koyduk evlatlarımızın.
Seni hatırlatır diye kızlarımızı Fatıma diye çağırdık
Aişe, Zeynep diye bağrımıza bastık…
Ey Sevgili!
Sen gittin, garip kaldı ümmetin,
Boynu bükük, yetim, öksüz büyüdü sevenlerin.
Sen Efendim, yetimlerin babası,
Bizler ahir zaman garipleri,
Söz veriyoruz sevdana, and içiyoruz
Yeter ki bir görün!
Hani namaz vakti geldiğinde Erihna Ya Bilal
Ferahlat bizi ey Bilal derdin ya.
Ne olur, puslu havalarımızı bir dağıt,
Ferahlat bizi Efendim…
Elpençe huzurundayız şimdi,
Anıyoruz bir kutlu günde yeniden seni,
Ey Sevgili!
Aşk denince akla sen gelmeliydin
Süzülmeliydin Bahira’dan
Göçmeliydin Medine’ye konmalıydın gönül evlerimize,
Dermeliydin sevda güllerini kalbimizde
Ah Efendim, baharlar yakıyor hicranında bizleri,
Seni görmeyen gözler fersiz şimdi,
Duman olduk, yokluğunda
Rahmetinle gel, yağmur ol serinlet bizi
Ateşimize gül ol… Güllerin Efendisi,
Ey Sevgili!
Hani demiştin ya bir gün dostlarına
“Adım Güneşin doğup battığı her yerde anılacak” diye
Anılıyor Efendim, anılacak Efendim
Adın dünya durdukça kalpler attıkça,
Ezanlar Muhammed Resulullah dedikçe yankılanacak Efendim.
Sevda iklimin yeşerecek kâinatta
Bülbüller ilam edecek şehadetini.
Ey Sevgili!
Çatlar olduk yokluğunda ,
Hep ezilen biz olduk, vurulan yine biz.
Koruyanımız olmadı tek kaldığızda
Ebubekirler yoktu bir omuz aradığımızda…
Ebu Talipler, Hamzalar olmadı yanı başımızda,
Titriyoruz, ağlıyoruz…
Telaal Bedru’larla bekliyoruz..
Ay doğacak üzerimize Yesrib’e doğduğu gibi
Özlüyoruz ensarın özlediği gibi…
Ey Sevgili!
Mecnunların çoğaldı şimdilerde
Senin aşkının elçileri…
Kavuşmak için çıktık yollara
Leyla, Leyla diye adını sayıkladık
Leyla’mız ol, Yusuf’umuz ol,
Beklenen muştumuz ol yeniden.
Ay ışığında biat ettik Akabede’kiler gibi
Bir ensar da biz olalım
Gel ey Muhammed konuğumuz ol
Gitmedin Medine’den
Gittiğin yerden dönmüyorsun Efendim
Gel ya komşumuz ol,
Ya da Bizi al götür vuslatımız ol…
Aciz kalemim nasıl anlatsın seni…
Yaradan aşk ile anlatıyor :
“Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik” buyuruyor.
Gel ey Sevgili, gel rahmetimiz ol !
-----------------------------------------------------
Güllerin Efendisine Şiir Yarışması İkincisi, (703 Puan)
BAHARSENFONİSİ
Sabah Rüzgârına Özlem (İştiyak-ı Bâd-ı Sabâ)
Ey Allah’ın sevgilisi, bu nisanda da payıma hicran düştü…
Nevbaharın en kutlu diliminde, yine sinemi derin bir firak sancısı bürüdü…
Feza burçlarını yıktı üzerime,
Süveydamdaki ülfetin dehşetinden ürkmesin diye karanlığın gözlerini kapadı perde.
Her demde vefasız vedalarıma veda etmeyi arzularken hasret,
Sitem dolu matemler kustu yüzüme, sensiz geçen gecelerdeki kasvet.
Şimdi hiçbir makam notalara dökemez hazanımın melodisini,
Hiçbir gökkuşağı resmedemez gözyaşımın renk harmonisini,
Ve hiçbir şair şiirine fısıldayamaz ruhsuz yangınımın siluetini…
Lâkin yeise düşmeyip düşleyeceğim soylu bir hüzün tadındaki iksir-i segâhı;
Dinleyeceğim mihrimah suretindeki neyimin asude adımlarını,
Ve ey yar, bekleyeceğim beni sana getirecek olan bâd-ı sabâyı…
Elinde naat, dilinde salât olan bâd-ı sabâyı…
Bâd-ı sabâyı…
-------------------------------------------
Güllerin Efendisine Şiir Yarışması Üçüncüsü (684 Puan),
Mustafa UCURUM
SANA DOĞRU HİCRETTEYİM
Yüreğim damla damla bir sızıyı yaşıyor
Adını anmak bana cennettir resulullah
Hangi yana çevrilsem içim sana bakıyor
Seni duymak zaferdir yetişir resulullah
Asırlar gelip geçse adın hep bahar bize
Pejmürde yürüyüşler dile gelmeyen sözler
Avcumda sakladığım bir hurma çekirdeği
Tohum verir adınla nur dolar gözlerimiz
Hüznüm hüznüne kardeş, dualarımda adın
Katmer katmer yükselir kandil gibi göğüme
Bu ne onulmaz deva, ne tarifsiz saltanat
Asırlar gelip geçse adın hep bahar bize
Adını anmak bana cennettir resulullah
Seni anlamak için yürekler çırpınmalı
Adınla gidilmeli en onurlu cihada
İçimden başlamalı kutsal ayak sesleri
El ele tutuşmalı tüm coğrafya tüm evren
Senden öğrendik deyip adaleti sevgiyi
Çıkmalıyız yollara, yolların başı sensin
Bitirmeliyiz yolu, yolların sonu sensin
Seni anlamak için yürekler çırpınmalı
Seni duymak zaferdir yetişir resulullah
Hangi yana baksam içimde Allah duruyor
Eşiğinde kalıyorum tövbe kapılarının
Dilime takılıyor zikirlerin güzeli
Gözlerimden geçiyor yaratılan ne varsa
Zihni bulanıkların kaleminin ucundan
Kin damlıyor dünyaya, unutulmuş hoşgörü
Senin sevgi evrenin kuşatmışken dört yanı
Bilmiyorlar ey Nebi, kâinatın dilini
Seni bilmek nimettir her gün şükrü çoğalan
Seni duymak nefestir gücü Rahmandan olan
Hangi yana baksam içimde Allah duruyor
Adını anmak bana cennettir resulullah
Kıymetli cevher gibi taşıyorum kalbimde
Seni andıkça her an gül kokuyor her yanım
Bir mahzun yetim gibi yürüyorum çöllerde
Bir ışık donanması sarıyor her yanımı
Adın kalbime nurdur, sözlerin âb-ı hayat
Mülteci oluyorum bu köhnemiş asırdan
Sana yöneliyorum neyim varsa ardımda
Güçsüzdüm gücüm oldun yüzümde senin nurun
Her yanım karanlıktı senle açıldı göğüm
Kıymetli cevher gibi taşıyorum kalbimde
Seni duymak zaferdir yetişir resulullah
Ey Nebi! Senle başlar dünyamın aydınlığı
Bir özlem devrimine dönüşür adımlarım
Seccademin üstünden eksilmeyen gül kokun
Değiştirir yüzümü, bakışım efsunlanır
Kirpiğimin ucundan ey Nebi akan yaşlar
Hicretidir kalbimin şefaat dilekçesi
Bir ışık donanması içimi aydınlatan
Yağmur olsun her nisan evrenin müjdecisi
Ey Nebi! Senle başlar dünyamın aydınlığı
Adını anmak bana cennettir resulullah
Sen varsan bu evrende bütün eksikler tamam
Mühürlenmiş kalplerin elbet çaresi sensin
Seherlere, kuşlara, dalda duran güllere
Güçsüze, yetimlere, kâinatın rengine
Bir müjdeci oluyor yüzündeki tebessüm
Seni andıkça Nebi her yer saray oluyor
Korkusuz bekliyorum bir savaş meydanında
Evrenin efendisi, kâinatın sebebi
Sen varsan bu evrende bütün eksikler tamam
Seni duymak zaferdir yetişir resulullah
Yüreğim damla damla bir sızıyı yaşıyor
Adını anmak bana cennettir resulullah
Hangi yana çevrilsem içim sana bakıyor
Seni duymak zaferdir yetişir resulullah
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Güllerin Efendisine Mektup Yarışması Birincisi, (438 Puan)
EDRA
Dünya sürgününde mevsimlerden âhir zaman,yeşeren bahar dallarını dökmekte sensizlik ayazı…Zaten sahici bir bahar da gelmedi gittiğinden beri…
Hayaller kurdum geleceğine dair,bundan sonra da kuracağım gibi...
Gül gülüşünden,gün doğsun zindanıma.
Necid çöllerinden emanet ayak izlerin
Gezinsin yüreğimin hicran yarasında.
Kirpiklerin değsin de bahtımın karasına;
Ten yanmadan ben yanarım cananım …
Gülüşlerin değsin;aşkın gölgesinde
Sessizliğinde kirlenmiş;zamanın sinesine.
Güneş gözlerinden doğsun.
İklim gerçekten bahar olsun.
Gün yanmadan ben yanarım cananım…
Senden yakın dost,var mı adem içinde?
Yâr tutamadım sen gibi,bunca güzel içinde…
Yüreğimi tut ellerinde hayat bulsun,
Gül kokunda cennet duysun,
Can yanmadan ben yanarım cananım…
Güneş sarkıyor şimdi geceye,..
Köşesinde hicranlı âhın kol gezdiği bir günün bitiminde,yine sensizlik gem vurmuş ruhumun acı yelpazesinde…
Demlediğim her çayda hasreti yudumladım yıllardır,yine böyle bir demdeyim işte…
Yanı başımda bağdaş kurmuş uzaklığın,okşadığı zamanın dakikalarında kol gezen sensizlik; yine ağır gelmiş gözyaşlarıma…
Yüreğimin atışlarında mürekkebi bulmuş,hasreti yazıyorum dört köşeli odanın loş ışığına…
Doğmadan sürgünüyüm gözlerinin.Bu gecede terk etmiş aklım bedenimi.
Uykum yine firari.Zamana mührünü basmış gurbet.Atının yelesine değen rüzgardan,asrıma selâm eser tozu toprağı hasret.
Sanki yeni bir gün bitiminde kalbim yine deprem yeri…Sabahın son saatlerinde,
gelişinin hayali dalgalanır viranemin perdelerinde…
Bir çay demleyip yudumlarken hayalini,erittiğim hasrete;bir yıldız kayarken gökyüzünde,ben seni sayıklarım dört köşeli sensizlik mahzeninde…
Sabaha karşı,yorgun bedenim ölü değilse.Beni ne ben tanır ne de;eşiğine râm olmuş gönül.
Neden bu haldeyim bilmez misin?
Yârı sen olanın
Yâresi derin imiş
Gideni sen olanın
Bekleyeni divaneymiş.
...
Uzar gider böylece yangınım.
Okuyorsan eğer bilirsin…Sana yazdıklarımın çoğu hasreti sarıp sarmalar.
Çıktığım yoldan,şehrin kolları sokakların lambalarını titreten yokluğunun ayazı; iliklerime kadar üşütür beni…
Saatleri hep sensizlik doldurur…Satırlarımı gelişinin hayali karalar.Hep aynı da olsa sözleri;sana yollanır yürek postasıyla mektuplar…
Eminim!Yine postacı;okuyacağın umuduna sardığım bu mektubumu da alıp adressiz mektuplar rafına kaldırır,yüreğimin yanmışlığına aldırmadan..
Ve yine tozlanan zamanın çilekeş rüzgarı,sararmış bir zarf ve okunduğu belli olmayan ama okunacağı umudunu hep taze tutan bir mektup savurur…
Savrulan mektubun hal dilinde umudum kavrulur…
Umudun sustuğu yerde boynu bükük bekleyişim konuşur…
’’Ne gelirse senden gelsin/Ey benim sevgilim’’ diyen yürek,her gece beklemeye durur…
Gözyaşımın avuçladığı dua hep sen de başlar,senle son bulur…Selâmın en güzidesini sana saklar dilim…Gerçi seni gören de dil susar lâl olur…
Seni yazar vuslatın bağrına gözlerim...Gelmelerin eşiğindedir bedenim…
Gelmediğin her sabah yazar sehere;
Yollar mı kapalı,yok mu ruhsatın?
Bir bilsen,yandıkça yaktı hasretin
Bakmaya izin vermez günahım;
Lakin büyüdükçe büyüdü yangınım…
Yâdımdan hiç gitmedi esmer gözlerin.
İsterim sende bakışlarım gezinsin.
Günahım kaldırtmaz başımı bilirim;
Lakin tahayyülüme geçmez sözlerim…
Kalemin mürekkebi bitmeden bittim.
Sensizlikte bedenimi erittikçe erittim…
Günahımdan utanırım,bakamam yüzüne;
Lakin varlığın yeter dursam da öylece…
Anlatacak çok şey olsa da susar dilim…
Söz sultanısın haddimi bilirim!
Günahımdan,utanırım duyduklarıma;
Lakin varlığın düğün bayramdır bana…
İşte böylece bekleyişi;hasrette eler,umuda belerim…Geleceğin gün ömrümün son soluğu olsa ben beklerim…
Beklerim Efendim…Beklerim SENİ…
-----------------------------------------------------
Güllerin Efendisine Mektup Yarışması İkincisi, (386 Puan)
UGUR 85
SENİ ARIYORUM
Ey Resul..
Gel..
Seni duymak, Seni hissetmek, Sana daha yakın olmak istiyorum..
Ne olur gel..
Sevdiğine benzemek isteyen birinin, benzemek istediğini daha da çok sevmeyi arzulamasının adıdır yakarışlarım..
Sana duyduğum sevdanın ‘zaman’ın içinde Seni aramaya dönüşmesidir..
Gel..
Ey Resul..
…
Gün doğmadı daha..
Sabah..
Hâlık’ımızı zikrettikten sonra adını anıp kalkıyorum.. Bunları yapmasam ne de zor oluyor sımsıcak yataktan kalkmak..! Abdestimi aldıktan sonra sabah namazımı eda ediyorum..
Lâ ilâhe illâllâhü’l-melikü’l-hakkü’l-mübin Muhammedü’r-Rasûlullâh. Sâdıku’l-va’dil emin.
…
Güneş yaklaşıyor tepeye.. Sıcaklığı iyiden iyiye hissederken lâhutî bir ses serinletiyor ruhumu.. Ezan okunuyor..
Öğle..
Rabbimize kulluk borcumuzda en önemli ibadet olan namaz, Sana ulaşmada çok önemli bir basamak benim için.. Hayal ediyorum.. Seni.. Namaz kılışını.. Daha doğrusu kıvranışını.. İnlemeni.. Rabbine duyduğun sevginin tezahürünü.. Namaza şehvet duyuşunu.. Namazını.. ve ardından namazımı..
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Rasûlâllah.
…
Sıcaklık artık çok fazla sıkmıyor. Hafif bir esinti mi var ne? Vakit ilerliyor.. Beklediğim an geliyor..
İkindi..
Etrafıma bakınıyorum.. Nur yüzlü insanların arasındayım.. Sadece yüzlerinin değil abdest uzuvlarının da parladığını fark ediyorum.. Öyle ya, başka türlü nasıl tanıyacaktın ki Senin izinden gidenleri.. Seni canından çok sevenleri..
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Habîballâh.
…
Yılların akıp geçmesi de saatlerinki kadar hızlı mıdır acaba?
Güneş yavaş yavaş kayboluyor.. Hava kararıyor.. Gün başka bir kimliğe bürünüyor..
Akşam..
Günün yaşlanması gibi yaşlı hissediyorum kendimi.. Saatin artması gibi artıyor yaşım.. Yine de ruhum gençliğini arıyor, bin dört yüz yıllık bir gencin peşinden gidiyor.. Diğerlerine göre hızlı okunan ezan gibi hiç vakit geçirmeden hızlıca abdest alıp kılıyorum namazımı. Tıpkı örnek aldığım genç ruh gibi.. Senin gibi..
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Emîne vahyillâh.
…
Her yer karanlık.. Sevginle dolu kalbim dışında..
Yatsı..
Karanlık olmasa ışığın anlamı olmazdı biliyorum.. O yüzden Sen’in ışığınla dolu kalbimi görebildiğim an olduğu için seviyorum karanlığı.. Sen’in bana bu kadar yakın oluşunu hissedebildiğim için.. Kimselere diyemediklerimi Sen’inle konuşabildiğim için ayrı bir yeri var bende bu vakitlerin. Seviyorum.. Karanlığı.. Başkalarının yanında utanıp salıveremediğim gözyaşlarımı saklayabildiği için..
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidinâ Muhammed.
…
Dinlenmeden olmuyor.. Uyumadan kurulmuyor denge.. ama bütün bunların dışında rüya görebildiğim için ‘uyku’ daha da anlamlı oluyor. Seni görebilme ihtimali anlamlandırıyor rüyayı da. Sen’in o gül kokunu hissedebilme ihtimali..
Uykunun bir diğer güzel yanı da Rabbimizin rızası için bölündüğünde apayrı bir kıymet kazanması.. Gecenin yarısından sonrası.. Sessizliğin tam ortası..
Teheccüt..
Sana farz oluşu teheccüt namazının, gece için büyük bir neşe kaynağı olsa gerek.. Her gece Sen’inle buluşacak olmak kim bilir ne sevindirmiştir geceyi.. Gecenin Sana kavuşmasını izlemek için geliyorum buluşma yerine.. Seccademe.. Gece, Senle kucaklaşıyor biliyorum.. Tıpkı dünyadaki, yüreği Senin sevginle dopdolu hak erleri gibi.. Tıpkı kendilerini hiç yalnız bırakmadığın Sen’in aşkınla yananların Sana sarıldığı gibi..
…
Ya ben..?
Bütün günde, tüm zaman dilimlerinde özellikle de Rabbime en yakın olduğum vakitlerde Sana ulaşmayı umuyorum.. Seni bekliyor, Seni arıyor, Seni çağırıyorum her namaz sonrası.. Belki bir gün gelirsin diye binlerce selam, binlerce salavat gönderiyorum Sana..
Yakarışlarımı duyarsın bilirim.. Eminim.. ama davetime icabet eder misin bilemem..
Seni görmeyi arzulayan her kalbi kırık gibi bekliyorum ben de Seni..
Ne olur Sana seslenmelerimi geri çevirme..
Ne olur..
Ey Resul..
Gel..
Tıpkı..
Rüyalarda olduğu gibi..
Diril..
Gel..!
----------------------------------------------------------------------
Güllerin Efendisine Mektup Yarışması Üçüncüsü, (344 Puan)
24mervenur24
Ey Yârimiz,
Bir mektup yazmaya niyetlendim ta asırlar öncesine. Lâkin gönderen adını yazamadım zarfın üzerine. Pul yapıştıramadım gönderilsin diye. Yüzüm yok ki seninle kelâm etmeye. Gönlümden kopan hasret haykırışlarını yine gönlüme sakladım.
Yazamadım Efendim. Bir araya getiremedim iki kelimeyi. Bugün doğum günün senin. Tarihin en müjdeli günü. Bugün kurtuluş günü. Doğa seni anlatıyor, kainat seni anıyor. Ben, susuyorum.
Bir yağmur damlasına rastladım sabah. Onun da gözyaşları vardı. O da Sana kilitlenmiş, Salât-Selâm haykırıyordu. İstiyordu ki yine gelsin Güller Gülü. Bir çiy tanesi olsun o Gül’ün yapraklarında. Yine güneşten korusun O’nu çöl yangınlarında. Anlatıyordu meramını hıçkıra hıçkıra. Bir tek “Yâ Habibi” dökülüyordu hıçkırıklarından. Ayrıldım yanından. Dayanamadım haykırışlarına.
Dinleyemedim Efendim. Dayanamadım sana âşık damlanın hikayesine. Bugün kutlu doğumun senin. Her şey seni anlatıyor kainatta.
Selam verdim bir goncaya. Ağlıyordu en güzel çiçek. Ağlıyordu Rabbim’in mucizesi. Korktum sormaya derdini. Gül’e hasret gözyaşları döküyordu belli ki. “Allah’ım sana şükürler olsun” diyordu. Gül Efendi’ye benzetildiği için “Elhamdülillah” diye haykırıyordu. Ama yüreğinde bir yara ki; “Bu kutlu doğumda O’na ulaştır beni” diye yalvarıyordu bana. Dokunamadım ki ona Efendim. Getiremedim sana âşık emanetini ravzana.
Dokunamadım Efendim. Alamadım gülceğizi avuçlarıma. Bugün kutlu doğumun senin. Dünya seni haykırıyor bugün.
Küçük bir kız çocuğu oynuyordu yetimler yurdunun bahçesinde. Tek başınaydı ama gülüyordu. Yaklaştım yanına. Selam verdim. Er kişi gibi aldı selamımı. “Hadi sen de bizimle oyna” dedi. Orada başka kimse yoktu ki. Meczup sanmıştım çocuğu. Oysa orada Sen vardın Efendim. Nasıl da unutmuştum Sen’in yetimlerin babası olduğunu! Utandım kendimden Efendim.
Utandım Efendim. Dokunamadım kızcağızın saçlarına. Duramadım yanında. Sıcacık tebessümünün manevi ağırlığını kaldıramadım. Hızla kaçtım oradan.
Gül sevdam,
Bugün kutlu doğumun senin. Her şey seni anlatıyor bugün. Dinlemeye dayanamadı yüreğim hiçbirini. Pişmanım Efendim. Günahkarım. Gelemem kapına. Gönderemem mektubumu sana. Lâkin Salât-Selâm olsun Efendim, o mucize ruhuna. Sevgini taşıyorum haykırışlarımda. Hasretini yaşıyorum her gün ışıdığında. Sana kilitli yüreğim zindanlarda. Kor ateşler yakarken bedenimi, bıraktım elimden kalemimi.
Bir kez daha cesaretimi toplayıp “Dön Efendim” diyebildim. Gözyaşlarım koydu noktayı sonunda.
------------------------------------------------
Güllerin Efendisine BANNER Yarışması Birincisi, (290 Puan)
FATIMA ALTINOVA

Güllerin Efendisine BANNER Yarışması İkincisi, (230 Puan)
Nihal

Güllerin Efendisine BANNER Yarışması Üçüncüsü, (220 Puan)
SIRMA 4916

---------------------------------
Güllerin Efendisine Multi Medya Yarışması Birincisi, (262 Puan)
EDRA
http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10132037
Güllerin Efendisine Multi Medya Yarışması İkincisi, (212 Puan)
ZUHAL
http://rapidshare.com/files/355783237/k ... m.rar.html
Güllerin Efendisine Multi Medya Yarışması Üçüncüsü, (160 Puan)
MEVSIM
http://rapidshare.com/files/368267545/K ... m.wmv.html
Dereceye giren yarışmacılarımızı tebrik ediyoruz. Burda 30 eserden sadece 12 tanesini ödüllendirebildik. Tüm katılanları tebrik ediyor. Bu vesile ile tekrardan idrak etmekte olduğumuz kutlu doğumumuzu Samanyolu Fanları Sitesi ailesi adına tebrik ediyorum...
Not : Dereceye giren yarışmacılarımız hediyeler için özel mesaj yoluyla yada kutludogum@samanyolufanlari.com adresinden bizlere ulaşmalarını istirham ediyoruz.
















